Genel Müdür'ün Mesajı

Genel Müdür'ün Mesajı

2010 yılı, yükselen rekabete rağmen ekonomideki büyümeye paralel olarak petrol ürünleri arz/ talep dengesinin sektörümüz açısından iyileşmeye başladığı bir yıl olmuştur.

2009 yılında krizden çıkış sinyalleri vermeye başlayan dünya ekonomisi, 2010 yılı içinde dalgalı bir seyirle de olsa olumlu bir görünüm çizerek yaklaşık %5 büyümüştür. Türkiye ekonomisi de 2010 yılında gelişen ülkelerdeki olumlu algıya paralel bir seyir izlemiştir. Büyüme ivmesi %8'ler düzeyinde Asya'nın devleriyle yarışır duruma gelen ülkemizde, likidite fazlasıyla oluşan düşük faiz ve kur ortamı, iç tüketime odaklı sektörlerde büyümenin yanında ithalatı da artırmıştır.

Ham petrol fiyatları ve dünya rafinaj sektöründe gelişmeler

Petrol fiyatları üzerinde belirleyici olan global likidite fazlasıyla beraber dünya ham petrol talebi 2,84 milyon varil/gün düzeyinde artarak 87.8 milyon varil/gün olarak gerçekleşmiştir. Buna rağmen OPEC'in ham petrol üretim kesinti uygulaması 2010 yılında devam etmiştir. Dünya yüzer ham petrol stoklarının Mayıs ayında 96 milyon varil/gün'den yılsonunda 14 milyon varil gün'e düşmesi ve gelişmekte olan ülke enerji taleplerini karşılamak için rafinerilerin kapasite kullanımını yükseltmesi, petrol fiyat artışını desteklemiştir. AB'de yaz aylarında oluşturulan kurtarma mekanizmasıyla oluşturulan finansman havuzu, ABD'de 2010 son çeyrekte alınan büyük parasal genişleme kararı ve Asya'da ekonomideki ısınmanın sürmesiyle yükselen bir seyir izleyen petrol fiyatı yılı 93 dolar seviyesinden kapatmıştır.

2008 ve 2009 yıllarında yaşanan kriz ile 2010 yılına devreden dünya net tüketim fazlası yaklaşık 3,0 milyon varil/gün düzeyine yükselmişken, 2010 yılında yeni kapasite artışlarının nispeten sınırlı olması ve son yılların en yüksek talep artışının yaşanması ile 2010 yılında ortaya çıkan toplam 2,3 milyon varil/ gün'lük net arz açığı, arz talep dengesizliğini 0,7 milyon varil/güne kadar indirmiş, bu da rafineri marjlarını olumlu olarak etkilemiştir.

Arz/talep dengesinin yeniden oluşmaya başlaması yanında, hafif ve ağır ham petroller arasında açılan fiyat farkı Akdeniz Rafineri marjını 2009 yılına göre %49 yükselterek 2,89 dolar düzeyine ulaştırmıştır.

2011 yılında dünya petrol ürünleri talebinin 1,5 milyon varil/gün artması ve rafineri kapasite artışının zayıflamasıyla 0.7 milyon varil/gün'lük dünya tüketim fazlasının sıfırlanması ve 2008 krizinin üzerinden 3 yıl geçtikten sonra üretim ve talep dengesinin yeniden kurulması beklenmektedir. Genel olarak, 2011 yılı rafinaj sektöründe olumlu geçmesi beklenen bir yıldır. Ancak petrol fiyatlarındaki artışın yol açtığı maliyet enflasyonunun henüz yeterli noktaya ulaşmayan küresel büyümeyi aksatma riski, OPEC'in olası petrol üretim artışıyla fiyatlarda oluşabilecek hızlı fiyat düşüşleri ve Avrupa'da henüz çözümlenemeyen borç sorunu, yıl içinde rafineri marjlarının seyrini olumsuz etkileyebilecek hususların başında gelmektedir.

Türkiye petrol ürünleri sektöründe gelişmeler

Küresel büyümeden giderek daha fazla pay alan gelişen ülkelerde olduğu gibi, Türkiye ekonomisi yaklaşık %8 büyümüştür. Ancak, 2010 yılında %69 artış gösteren dizel araç satışlarıyla toplam araç parkının yaklaşık %50'sini oluşturan dizel araçların etkisiyle, düşük kükürtlü motorin tüketimi %23.0 artarken, ülkemizin ana yakıtı konumundaki kırsal motorin yerine spesifikasyon dışı 10 numara yağın ülkede kullanımının artarak devam etmesi nedeniyle kırsal motorin tüketimi %4.6 daralmış, buna bağlı olarak %8 büyümenin yaşandığı bir ekonomide büyüme ile paralel artış göstermesi beklenen toplam motorin tüketimi ancak %2,4 artmıştır.

Benzin yerine LPG kullanımının tercih edilmesine bağlı olarak da benzin tüketimi %7,7 azalmıştır. Bunlara ek olarak gerek ısınma, gerek sanayi, gerekse elektrik santrallerinde fuel oil yerine, fiyat konjonktürü ve yüksek ÖTV farklılığı nedeniyle doğalgazın tercih edilmesiyle, siyah ürün talebi ise %44 azalmıştır. Neticede, benzin motorin ve fuel oil'den oluşan Türkiye akaryakıt ürünleri tüketimi 2010 yılında %3,9 daralmıştır.

2010 yılında Tüpraş

2010 yılında Tüpraş, sektördeki gidişatı izleyerek stok yönetimi ve üretim optimizasyonu stratejisini dönemsel gelişmelerle eşgüdümlü ve müşteri odaklı olarak uygulamış ve müşteri odaklı satış ve üretimde optimizasyon politikasıyla olumlu görünüm çizebilen rafineri şirketleri arasında yer almıştır.

2010 yılı ilk çeyrek dönemde, ağır petrol marjının yeterli olmaması ve Avrupa'daki borç sorunuyla yüksek stok tutmanın ilave risk oluşturması gibi nedenlerle düşük stok politikası uygulanmış, ihraç kârlılığının zayıf olmasıyla yurt içi talep odaklı üretim yapılarak kapasite kullanımı %54,4 seviyelerinde kalmıştır. İkinci çeyrekte ağır petrol marjlarında iyileşme ve kuzey yarım kürede duruşların yaz aylarına kadar sarkmasıyla artan Akdeniz rafineri marjına bağlı olarak rafineri kapasite kullanım oranı yükseltilmiştir. Yılın ikinci yarısında ise sezonsal olarak beyaz ürün ve asfalt taleplerindeki artışın yanı sıra, son çeyrekte ham petrol fiyatlarında hızlı yükseliş ile birlikte kapasite kullanımı artırılarak, yıl ortalamasında işlenen ham petrol miktarı baz alındığında %69,6 ham petrol kapasite kullanımı gerçekleştirilirken, şarja verilen yarı mamullerle birlikte toplam kapasite kullanımı %77,1 düzeyine ulaşmıştır.

Ülkenin %38 oranında artan asfalt talebi yüksek kapasite kullanımı ile karşılanırken ayrıca iç talep fazlası olarak ihraç piyasasına yöneltilen fuel oil üretimi, ürün ihraç marjlarının 2009 yılına göre paralel seyrettiği 2010 yılında %16 artırılmıştır. Akdeniz rafineri marjı geçen yıla göre %49 artmasına rağmen, ürün rasyolarındaki seyre bağlı olarak ürün optimizasyon programları yanında operasyonel verimliliklerin artırılması ve enerji tasarruflarının katkılarıyla, Tüpraş net rafineri marjı %97 artışla 4,5 ABD doları/varil düzeyine ulaşmıştır.

Global rafineri marjlarının da desteklemesiyle yılın ikinci yarısında pazar payını artırmayı hedefleyen ve müşterilere ilave vade imkanları da sunan satış politikasıyla, 2010 yılında yükselen küresel rekabete yanıt veren Tüpraş, yurt içine 17,6 milyon ton ürün satışı gerçekleştirmiş, 4,8 milyon ton ürün ihracatıyla birlikte 2010 yılı toplam satış miktarı geçtiğimiz yılın %4,1 üzerine çıkarak 22,4 milyon ton olmuştur.

2010 yılında, rafinaj kârlılığında katma değeri yükseltmek için, maliyet azaltıcı ve verimlilik artırıcı projeler uygulanmaya devam edilmiş ve operasyonel mükemmellik alanında son üç yılda sağlanan 244 milyon dolarlık kazanımın üzerine 2010 yılında 81 milyon dolar FAVÖK elde edilmiştir. Verimlilik artırıcı projelerin yanı sıra, rafinaj alanında önemli bir paya sahip olan enerji tasarrufu çalışmalarından son 3 yıllık dönemde 135 milyon dolar getiri elde edilmiş olup, 2010 yılındaki enerji tasarrufu projelerinin getirisi 62 milyon dolar düzeyinde gerçekleşmiştir.

Bütün bunların neticesinde, 2010'da artan global kapasite kullanımı, Avrupa'da kriz ile daralan orta distilat talebine bağlı olarak ülkemize yönelen ithal ürün imkanının artması ve rafinaj sektöründe yıl içinde marjların dalgalanmasına rağmen, uygulanan yerinde operasyonel ve finansal stratejilerle Tüpraş, yaklaşık 120 milyon ABD doları vergi karşılığına rağmen, elde ettiği 490 milyon dolar kâr düzeyi ile hedefini gerçekleştirmiştir.

2006 Ocak ayında başlayan özelleştirme sonrası yeni dönemin ilk 5 yılını geride bırakmış bulunuyoruz. Şirket logosu ve kurum kimliğinin yenilenmesi ile başlayan bu süreçte Tüpraş, yarı yarıya yenileyerek zenginleştirdiği insan kaynağı, katılımcı ve insan odaklı yönetim anlayışı ve günün koşullarına uyarlanan çalışma ortamında verimlilik ve her alanda tasarrufu düşünen, hızlı ve etkin karar veren yeni bir şirkete dönüşmüştür. Özelleştirme sonrası yaşadığımız 5 yıllık dönemde değişime hızlı uyum sağlama yeteneğini geliştiren yeni Tüpraş, dünyayı sarsan küresel kriz ve sonrasındaki durgunluk sürecini de başarı ile yönetmiştir.

Rafinaj alanında operasyonel mükemmellik hedefi doğrultusunda, çevre ve insan faktörünü faaliyetlerinin ana unsuru olarak değerlendiren Tüpraş, teknoloji ve bilgiyi etkin biçimde yönetmeyi ön plana çıkararak, önümüzdeki 5 yıllık dönemde devreye alacağı fuel oil dönüşüm yatırımı, enerji verimliliği ve işletme mükemmelliği çalışmalarıyla yüksek özkaynak kârlılığına ulaşmayı amaçlamaktadır.

Bilgiyi paylaşan, birbirini dinleyen ve risklerini iyi yönetebilen çalışan yapısıyla, enerji indeksinde dünya rafinerileri arasında yapılan değerlendirmelerde ilk çeyrek dilimde yer almayı amaçlarken, rafinerilerindeki tüm ünitelerinde her koşulda üretime hazır olmayı, emre amadeliği en üst düzeye taşıyarak, sıfır çevre kazası ile dünya standartlarında bir rafineri şirketi olmayı hedeflemektedir.

Bu çerçevede en önemli göstergelerden birisi olan kaza sıklık ve şiddet oranlarında, Tüpraş hedeflenenden daha başarılı bir performans göstererek yılsonunda 1,7 kaza sıklık ve 57 kaza şiddet oranları ile dünya standartlarına ulaşmış durumdadır.

Tüpraş yatırımlarının gelişimi ve Fuel Oil Dönüşüm Projesi

Yatırım yoğun bir sektörde yer alan Tüpraş'ın gelecekte de güçlü konumunu ve sürdürülebilir kârlılığını devam ettirebilmesi amacıyla yatırımlarına devam etmekte olup, başlatılan yaklaşık 2 milyar dolar tutarındaki fuel oil dönüşüm projesi ile ülkemizde tüketim imkanı azalan ve talep fazlası konuma dönüşen değeri düşük, yaklaşık 4,2 milyon ton siyah ürün, 3,5 milyon tonun üzerinde benzin ve motorin gibi daha değerli Euro V standardında çevreci beyaz ürünlere dönüştürülecektir. 2014 yılında işletmeye almayı planladığımız bu yatırımla Tüpraş'ın siyah ürün miktarı %50 oranında azalacak ve İzmit rafinerisinin beyaz ürün verimi %85'e yükselecektir.

Tüpraş'ın geleceği ve bütün paydaşlarımız için, faaliyet konumuz kapsamındaki tüm alanlarda risklerimizi yönetebilen insan kaynağımızla etkinliğimizi ve verimliliğimizi artırarak, sektörün dinamik yapısı içinde artan rekabete karşı performansımızı ve Tüpraş'ın tercih edilirliğini azami ölçüde yükselterek yarın için bugünü başararak ve üreterek var olacağız.

Sayfa Başına Dön